Pazar, Ağustos 23, 2009

AĞIR CEZALIK SUÇLAR VE HABEAS DATA

Fikret İLKİZ

AIDP (Association Internationale de Droit Penal/Uluslararası Ceza Hukuku Derneği) çatısı altında, 20-27 Eylül 2009 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak olan XVIII. Uluslararası Ceza Hukuku Kongresi’nin üçüncü bölümü terör suçları, organize suçlar ve ağır cezayı gerektiren suçların soruşturulması ve kovuşturulmasında “Özel Yargılama Tedbirleri ve İnsan Haklarının Korunması” hakkındadır.

Profesör John VERVAELE tarafından 17 ülkenin; (ABD, Arjantin, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık (İngiltere, Galler), Brezilya, Finlandiya, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İtalya, Kolombiya, Macaristan, Polonya, Romanya, Türkiye) “Ulusal Rapor”larının analiziyle “Genel Rapor” hazırlandı.

İki detaylı özel rapor ve kamusal kurumların ve STK’ların pek çok öneri, ilke, açıklama ve görüşleri dikkate alınmak suretiyle hazırlanan Genel Rapor’da yararlanılan “görüş” ve “kararlar” arasında terörle mücadele açısından kabul edilen bir çok uluslararası sözleşme ve belgeler var.(18.Uluslararası Ceza Hukuku. Kongresi. TCHD Yayınları.2009)
BM Genel Kurulu’nun İnsan Hakları ve Terörizm Hakkında 22 Aralık 1995 Tarih ve 50/186 sayılı kararı; İnsan Hakları Komisyonu’nun İnsan Hakları ve Terörizm Hakkında 23 Nisan 2003 Tarih ve 2003/37 sayılı kararı; Amerikan İnsan Hakları Komisyonu’nun Terörizm ve İnsan Hakları Raporu 2002; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 19 Eylül 2001 Tarihinde kabul ettiği ve Rec(2001) 11 sayılı, üye devletlerin organize suçlarla mücadele sırasında gözetmesi gereken temel prensiplere dair Tavsiye Kararı; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 20 Nisan 2005 Tarihinde kabul ettiği ve Rec(1005) 9 sayılı, tanıkların ve yargılamaya katılanların korunmasına dair Tavsiye Kararı; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 20 Nisan 2005 Tarihinde kabul ettiği ve Rec(2005) 10 sayılı, terörist faaliyet dahil olmak üzere ağır suçlarla ilgili “özel soruşturma tekniklerine” dair Tavsiye Kararı; Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 11 Temmuz 2002 Tarihinde ve 804. Müsteşarlar toplantısında kabul ettiği İnsan Hakları ve Terörle mücadele hakkında Kılavuz Kuralları; Avrupa Hakimleri Danışma Konseyi’nin (CCJE), Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne hitaben yazdığı, hukukun üstünlüğü ve terörle mücadele ortamında insan haklarının korunması bakımından hakimin rolü üzerine 8-10 Kasım 2006 Tarihli ve 8 (2006) sayılı görüşü…
Bunların yanı sıra, yararlanılan sözleşme ve görüşlerin aşağıdaki listesi Raporda yazılı…
Anti-Terrörizm ve İnsan Hakları Hakkında Ottawa Sözleşmesi 2006 , İnsan Haklarının Geliştirilmesi ve Terörle Mücadelede Hukukun Üstünlüğü üzerine Uluslararası Hukukçular Komisyonu Berlin Açıklaması Ağustos 2004, Ulusal Güvenlik, İfade Özgürlüğü ve Haber Alma Özgürlüğüne Dair Johannesburg Prensipleri Madde 19- Kasım 1996 ve Siracusa Prensipleri, Olağanüstü Hallerde İnsan Haklarına dair Asgari Paris Standartları 1984, AB Uluslararası Temel Hak ve Özgürlükler Uzmanları Ağı, Terörist Tehlikelere karşı AB ve Üye Devletlerin Tepkisinde Özgürlük ve Güvenlik arasındaki Denge Mart 2003 , Helsinki Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Terörle Mücadele Tedbirleri, Güvenlik ve İnsan Haklarına dair Rapor, Nisan 2003….

Genel Raporun amacı; ülkelere ait ulusal raporların analizini yapmak veya özetlemek değil.. Asıl hedef ulusal raporların karşılaştırmalı analizi aracılığıyla, özel usuli tedbirleri ve insan hakları korumasını tanımlamak, incelemek ve her ülkenin yerel ceza hukuku sistemlerinin temel değişim sürecine ulaşabilmek.

Cevaplanması gereken temel soru, ceza hukuku sistemlerinin, özellikle de ceza yargılamasının, organize suç ve terörizm paradigması nedeniyle değişime uğrayıp uğramadığı, uğradıysa ne şekilde değiştiği ve değişim sürecinde kendi temel kurallarından, usullerinden, ilkelerinden ve uygulanan insan hakları standartlarından ne şekilde uzaklaştığıdır.

Ağır cezalık suçlar karşısında “kişinin özel yaşamının gizliliği” en sorunlu alanlardan birisidir. Ulusal Raporlar üzerinde yapılan analizlere göre; “ağır cezayı gerektiren” suçlar söz konusu olduğunda, “Habeas Data” hakkı, yani kişisel verilerin ve özel hayatın gizliliği nasıl korunmalıdır?
Sorunun bir diğer yönü ise; ağır cezayı gerektiren suçlar karşısında kişinin özel yaşamı ve kişisel verileri nasıl sınırlandırılmalıdır?
Rapor sunan ülkeler Habeas Data’ya; özel hayatın gizliliği, yargılama usullerinin içsel ve dışsal aleniliği gibi farklı perspektiflerden yaklaşmışlar. Ancak, ülkeler; -habeas data- özel hayatın gizliliğinin korunması kavramlarının “klasik tanımlarından” ayrılmışlardır. Çünkü; kolluk kuvvetlerinin ya da istihbarat birimlerinin ağır cezaları gerektiren bu suçlarda uyguladığı soruşturmalar karşısında klasik tanımlar artık yetersiz kalmaktadır.
Örneğin Alman Anayasa Mahkemesi, her bireyin özel hayatına ilişkin iletişim özgürlüğünü ve Habeas Data niteliğindeki verilerin kullanılmasını temel bir anayasal hak olarak kabul ediyor. 2008’de, Anayasa Mahkemesi bir kararında (BVerfG, 1 BVR 370/07 of 27.02.2008, Absatz-Nr. (1-333) İstihbarat ve Devlet Güvenliğinin Korunması Hakkında North-Rhine Westphalia Kanunu’nun bazı bölümlerinin; istihbarat teşkilatları tarafından internet üzerinden yapılan ve organize suçlara ilişkin bazı denetlemelerin ve soruşturmaların belirli olmayan öncül suçların önlenmesine ilişkin oldukları, ancak bu suçları engellemek için en elverişli ve etkin yöntem olmadıkları, ayrıca mahkemece verilen bir izin olmadan da “denetim” gerçekleştirilebildikleri için, bu yasayı Anayasa’ya aykırı bulmuştur.
2007’de Alman Yüksek Federal Mahkemesi (Bundesgerichtshof, Beschluss of 31.01.2007, StB 18/06), bir terör örgütünün kurulmuş olduğu şüphesinin bulunduğu bir olaya ilişkin, mahkemece verilen ve internet üzerinden (şüpheliye bir bilgisayar programı satılması ve bunun bilgisayarına kurulması yoluyla) yapılacak gizli bir arama iznini; bu kişinin huzurunda verilmemiş olması, sonrasında kişinin bu durumdan haberdar edilmemesi ve kendisine mevcut hukuki yolların sunulmamış olması gerekçesiyle iptal etmiştir. Mahkeme, şüphelinin başvurulabileceği hukuki yolları barındıran bir araştırmadan ziyade, kişisel verilere gizlice ve izinsiz ulaşılmasını hak ihlali olarak değerlendirmiştir.
Almanya’da gelişen içtihatlar, bilişim ve internet gibi bu yeni tekniklerin yalnızca son çare olarak başvurulabilecek nitelikte oldukları ve özel hayatın kilit noktaları üzerinde etki doğurmadıkları sürece uygulanabilecekleri yönündedir.
Genel Raporun tespitine göre; kamusal alan çerçevesinde, özel hayatın gizliliğine dair klasik tanımların yerine yeni bir korunmanın oluşturulması gereklidir.

Etiketler: , ,

Pazar, Mayıs 17, 2009

ULUSLARARASI CEZA HUKUKU KONGRESİ

Fikret İLKİZ

Türk Ceza Hukuku Derneği’nin üyesi olduğu Uluslararası Ceza Hukuku Derneği'nin XVIII. Dünya Kongresi İstanbul'da 20-27 Eylül 2009 tarihleri arasında yapılacak.

Bu kongrede dünyanın her yanından gelen ceza hukukçuları neyi tartışacaklar?

Kongrede, “küreselleşen” dünya üzerinde ortaya çıkan çok ciddi ve yeni suçluluk biçimleri ve yarattığı sorunların nasıl çözüleceği tartışılacak…Suçların sınır aşan boyut kazanması karşısında bu yeni suç tipleri ile mücadelede “geleneksel” çözümlerden daha etkin çözümlerin nasıl sağlanabileceği öngörülecek...Karara bağlanacak.

Sınır aşan suç örgütleri her türlü “suç işleri” için farklı ülkelerin, ekonomik, sosyal, politik ve hukuki koşullarından yararlanıyorlar. Buna teknolojinin gelişmesini ve İnternet faktörünü de eklerseniz, toplumların kendi aralarındaki eşitsizliklerinin yarattığı uçurumlar düşmanlıklara dönüşmektedir. Çözülemeyen sorunlar şiddetin olağan karşılanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle ortaya çıkan yeni suç tipleri Kongrede konuşulacak…

Toplumları daha gelişmiş olanlarla, daha fakir olanların çatışmaları bilinmektedir. Eskiden yaşam biçimi olarak birbirinden tamamen farklı yaşayanlar, kültürel, geleneksel, ideolojik, dinsel farklılıkları ile ayrı değerlere sahip olanlar birdenbire birbirleriyle yakınlaştılar. Bu yakınlaşma sonucu ortaya çıkan derin eşitsizlikler, şiddetli yüzleşmelere, toplumsal travmalara ve açık çatışmalara yol açtı…

Göçler ve insan ticareti sonunda ortaya çıkan sosyal uyum zorlukları, ayrımcılığa ve hatta şiddete neden oluyor…İnsanları göçe zorlayan, göç eden insanların topraklarına ve zenginliklerine el koyan gelişmiş ülkeler, göç eden insanları ülkelerine sokmuyor. Ama o insanları yaşadıkları topraklarda sömürerek açlığa mahkum etmesini biliyor…İnsan ticareti ile karşılaşan toplumların karşısındaki yeni suç tipi nasıl tanımlanmalı. Bu sorun konuşulacak Kongrede…

Dünya üzerinde şiddet ve terör her toplumda yüzünü gösterdi. Uluslar üstü büyük terörist yapılanmalar ortaya çıktı. Suç tipleri değişti, suç örgütleri globalleşti. Terörizm, artık tüm dünyanın ve kamuoyunun, hükümetlerin, uluslararası kuruluşların en çok dikkatini çeken konudur.

Dünyayı derinden sarsan terör; toplumları “özgürlük” ile “güvenlik” arasında seçim yapmaya iten ve birinin diğerine tercih edilebileceği toplumsal, hukuksal modeller ile yaşamayı seçmeye zorluyor. Çünkü, New-York’taki İkiz Kuleler veya Madrid Atocha Garı’ndaki, Londra’da metroda meydana gelen terör saldırıları sonucu ortaya çıkan trajediler unutulmaz izler bıraktı.

Bu olaylar karşısında “çok ciddi suçluluk biçimleri” ve özellikle de “terörizm” olarak tanımlanabilecek eylem ve olayların değerlendirilmesi ve nitelendirilmesine yönelik bakış açılarının gözden geçirilmesi artık zorunluluktur. Kongre’de bu zorunluluk tartışılacak.

Uluslar arası ciddi ve örgütlü suçluluk ve “terörizm”, 1998 tarihli Roma Statüsü ile kurulan uluslar üstü yetkili Uluslararası Ceza Mahkemesinin görevine girmiyor. Buna karşılık devletler arasında terör ve suç örgütleriyle mücadele için işbirliği ve maddi ceza hukukunun uyumlaştırılmasına yönelik çok daha sıkı bir işbirliği eğiliminin arttığı açıktır.

Birleşmiş Milletler tarafından Aralık 2000’de Palermo’da imzaya açılan Sınır Aşan Örgütlü Suçla Mücadele Sözleşmesi ile insan, özellikle de kadın ve çocuk ticareti ve göçmen kaçakçılığına karşı ek protokollerin kabulü gösterilen hassasiyetin bir sonucu olarak kabul edilmelidir.

İşte bu Kongre’de bütün bu konular tartışılacak…

Uluslar arası Ceza Hukuku Derneği (AİDP) Başkanı Jose Luis DE LA CUESTA’nın deyişiyle; “Uluslararası Ceza Hukuku Kongresi tecrübelerimizi birbirimizle paylaşmak ve bağlantılar kurmak için çok iyi bir fırsattır. Kongre tarafından 1926'dan bu yana tartışılan ve alınan kararlar, yasamanın hem ulusal hem de uluslararası alanda gelişmesi için her zaman etkili bir rol oynamıştır. Globalizasyondan kaynaklanan ve ceza hukukunun ve ceza adaletinin üstesinden gelmesi gereken çok önemli dört hususa odaklı bilimsel tartışmaların gerçekleşeceği XVIII. Kongre'de de aynı etkili sonuçlar alınacaktır” .

XVIII. Uluslararası Ceza Hukuku Kongresi'nde, savaş, sınır aşan terörizm ve örgütlü suç gibi pek çok soruna çözüm aranacaktır.

Herkesi ve özellikle ceza hukukçularını, yargıçları, savcıları ve hepimizi yakından ilgilendiren “terör suçlarında” hazırlık hareketleri ve iştirakin genişlemesi, terörizmin finansmanı, özel yargılama tedbirleri ve insan haklarının korunması ve evrensel yargı yetkisi tartışılacaktır…Bu tartışma dünyanın her yerinden gelen ve sayılıları binleri bulan akademisyenlerle, işin içinde olan cezacılarla gerçekleştirilecektir.

Türk Ceza Hukuku Derneği’nin ev sahipliğini üstlendiği XVIII. Dünya Kongresi'nde yukarıda belirtilen konular çerçevesinde yapılacak olan bilimsel toplantılar sonucunda her konu başlığına ilişkin Tavsiye Kararları tartışmalar sonucunda kesinleşecektir.

Ceza hukukunun ve ceza adaletinin üstesinden gelmesi gereken “sınır aşan suçlar”, “uluslar arası suç örgütleri” ve “terör” gibi suçlarında, hazırlık hareketleri ve iştirakin genişlemesi, terörizmin finansmanı, özel yargılama tedbirleri ve insan haklarının korunması ve evrensel yargı yetkisi başlığı altındaki bu çok önemli dört hususa odaklı bilimsel tartışmaların gerçekleşeceği XVIII. Kongre'de tüm dünyayı ilgilendiren ve etkili sonuçlar yaratacak kararlar alınacaktır.

Alınacak olan bu kararlar tüm dünyayı etkileyecektir. Nasıl bir ülke, nasıl bir dünya istiyorsunuz? Bu soruların yanıtları için alınacak kararlara katılmak, karar üretmek tüm hukukçuların sorumluluğu ve görevi olarak düşünülmelidir.

Etiketler: ,